Önce kokuyu alırsınız. Közde pişen marunlar tezgâhlarda tüter, eski şehir sokakları kalabalıklaşır. Tadımlar arasında bu tatlı sonbahar meyvesiyle hazırlanan kekleri, dondurmaları ve diğer ürünleri denemek için durabilirsiniz. Marunada, bir haftanızı ayırmanızı gerektiren festivallerden değil. Asıl güzelliği, Lovran’ı birkaç saat içinde gezebilmeniz, güzel bir şeyler yiyip deniz kenarına kadar yürüdükten sonra günün akışını bozmadan ayrılabilmeniz.

Marunada’da önce sade marunu deneyin

Lovran’da marunu en sade hâliyle denemek en iyisi: közde pişmiş, sıcak ve kabuğu parmaklarınızla kolayca ayrılacak kadar yumuşak. Önce bir porsiyon közde marun alın, ardından diğer seçeneklere bakın. Festivalde geleneksel olarak marunla hazırlanan tatlılar ve farklı yemekler sunuluyor; tezgâhlarda kek, fritule, krep, dondurma, içecekler ve daha modern yorumlar bulunabiliyor.

Fotoğraf: Lovran Turizm Kurulu

Kısa bir gezide her şeyi tatmaya çalışmanız gerekmiyor. Biz, sokaktan klasik bir atıştırmalıkla bir tatlı seçer; ardından Trg slobode çevresinde ve etkinliklerin yoğunlaştığı sokaklarda dolaşacak kadar zaman bırakırdık. Çocuklarla geliyorsanız daha hareketli bir atmosfer ve yan etkinlikler olacağını hesaba katın. Daha sakin bir ziyaret için günün erken saatlerinde gelin.

Marun ile bildiğimiz kestane arasındaki fark ne?

Kısa cevap şu: Marun, yerel ve ıslah edilmiş bir kestane çeşidi. Onu sıradan kestaneden ayırmanın en kolay yolları daha iri olması, kabuğunun daha açık renkli görünmesi, tadının belirgin biçimde daha tatlı olması ve dış kabuğuyla iç zarının genellikle daha kolay soyulması.

Fotoğraf: Lovran Turizm Kurulu

Fark dokusunda da hissedilir. Marun daha dolgun ve tatlıdır; bu nedenle yalnızca közde pişirilerek değil, tatlılarda da iyi sonuç verir. Yine de adlandırmalar her yerde aynı derecede kesin değildir. Bazı bölgelerde marun kelimesi çok iri kestaneler için de kullanılır. Lovran’da ise bu ad, yerel yetiştiricilik ve gelenekle özdeşleşen meyveyi ifade eder.

Neden özellikle Lovran?

Marunada’nın burada düzenlenmesi tesadüf değil; marun, Lovran için sıradan bir festival malzemesi sayılmaz. Marunlar Lovran’ın iç kesimlerinde, kıyının üzerindeki yamaçlarda yetiştirilirdi ve uzun süre bölgenin beslenme kültürüyle ekonomisinde önemli bir yer tutardı. Zeytin, şarap ve kirazla birlikte yerel tarım hikâyesinin bir parçasıydı; marunlar bir dönem bölgenin dışına da ihraç ediliyordu.

Fotoğraf: Lovran Turizm Kurulu

Bu yüzden festival yalnızca bir sonbahar gastronomi etkinliği değil. Çevredeki köyleri şekillendiren yetiştiricilik kültürünü yaşatıyor ve Lovran’ın iç kesimleriyle kurduğu güçlü bağı hatırlatıyor. Bugün bu hikâye birkaç basit unsurda toplanıyor: meyve, ateş, tarifler ve onları hazırlayan insanlar.

Tadımın ardından ne yapılır?

Festivalden sonra özel bir plan yapmadan eski şehirden küçük limana doğru yürüyün. Lovran, en önemli yerleri sakin bir yürüyüşle görebileceğiniz kadar kompakt; bir cazibe noktasından diğerine koşturmanız gerekmiyor. Taş sokaklar ve meydanlar, tezgâtlardaki kalabalığın ardından gezinin temposunu dengeler. Küçük liman da deniz kenarında kısa bir mola vermek için doğal bir durak.

Fotoğraf: Lovran Turizm Kurulu

Vaktiniz varsa kıyı boyunca devam edin. Komşu yerleşimlere doğru yapacağınız yürüyüşün bütün gün sürmesi gerekmiyor; sahil yolunun bir bölümünde ilerleyin ve size yeterli geldiğinde geri dönün. Lovran böyle bir ziyaret için özellikle elverişli: Marunada gelmek için bir neden sunuyor, deniz ve eski şehir ise gezinin tek bir lokmayla sınırlı kalmasını önlüyor.

Bu yazının konuları
Sokak lezzetleri