Londra’ya daha önce gittiyseniz Londra Metrosu’nu kullanmış olma ihtimaliniz çok yüksek. Kaçınmaya çalışsanız bile bunu başarmanız kolay değil; metro, şehrin ulaşım sisteminin kalbinde yer alıyor. Sevgiyle tüm metroların “büyükannesi” olarak anılan Londra metro ağı, dünyanın en eski metro sistemi. İlk kez 1863’te hizmete giren ağ, bugün Avrupa’nın kalbi olarak anılan bu hareketli metropolü birbirine bağlayan 272 istasyonda faaliyet gösteriyor.

İşte Londra Metrosu hakkında sizi şaşırtabilecek birkaç ilginç bilgi.

Büyük bölümü yer altında değil

Adına rağmen Londra Metrosu’nun yalnızca %45’i gerçekten yerin altından geçiyor. Ağın geri kalanı, özellikle şehrin dış bölgelerinde, açık havada uzanıyor. Bu yüzden bir dahaki sefere Tube’a bindiğinizde her zaman yer altında olduğunuzu düşünmeyin!

Yılda 11,5 gün işe gidip gelirken geçiyor

Londra’daki hayat kulağa göz alıcı gelebilir; ancak ortalama bir Londralı, yılda yaklaşık 11,5 günü Tube’da geçiriyor. Bu, trenlerde oturarak geçirilen yüzlerce saat demek: kitap okumak, etrafı izlemek ya da şehirden kaçmanın hayalini kurmak için bolca zaman.

Kraliçe bile Tube’a bindi

Evet, Kraliçe II. Elizabeth bir zamanlar Londra Metrosu’na bindi; hem de iki kez! İlkinde 13 yaşındaydı ve kız kardeşiyle birlikte yolculuk yaptı. İkinci yolculuğu ise 1969’da, Victoria Line’ın açılışı sırasında gerçekleşti. Kraliyet onayı bundan daha güçlü olamaz.

Jerry Springer Tube’da doğdu

Gerçekten! Talk show sunucusu Jerry Springer, 1944’te Highgate İstasyonu’nda doğdu. II. Dünya Savaşı sırasında annesi, şehir bombalanırken Metro’ya sığınmıştı; Springer da burada dünyaya geldi. Tube, televizyonun en ünlü isimlerinden birine kelimenin tam anlamıyla hayat verdi.

Hepsinin en yoğun istasyonu

Kalabalıkları ve biraz karmaşayı seviyorsanız, işe gidiş saatlerinde Waterloo İstasyonu’na gidin. Sabah 07.00 ile 10.00 arasında istasyonun turnikelerinden 57.000’den fazla kişi geçiyor. Bir fikir vermesi açısından bu sayı, Čakovec ve çevresindeki köylerin toplam nüfusunun neredeyse iki katı.

Metro tünelleri müze kasası olarak kullanıldı

II. Dünya Savaşı sırasında Piccadilly Line tünelleri, British Museum’daki değerli eserleri depolamak için kullanıldı ve eserler bombalı saldırılardan korundu. Londra sokaklarının altında saklanan antik hazineler fikri, bir macera filminden çıkmış gibi geliyor.

Tube’un karanlık yüzü

Her büyük şehir ağı gibi Londra Metrosu da yıllar içinde trajik olaylara sahne oldu. 2000 ile 2010 arasında bazı hatlarda çok sayıda ölüm vakası rapor edildi; en yüksek sayılar Northern, Central ve Piccadilly hatlarında kaydedildi. Londra Ulaşım Kurumu, bu tür trajedileri önlemek için güvenlik önlemleri ve farkındalık kampanyaları uygulamaya devam ediyor.

Şehrin altındaki hayalet istasyonlar

Londra sokaklarının altında, bir zamanlar ağın parçası olan ancak artık kullanılmayan 26 “hayalet istasyon” bulunuyor. Bunların en ünlüsü, 1907’de açılan ve 1994’te kapatılan Aldwych İstasyonu. İstasyon bugün yalnızca London Transport Museum tarafından düzenlenen rehberli turlarla ziyaret edilebiliyor. Gizli kalmış tarihlere ilgi duyuyorsanız bu turu kaçırmayın. Ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz: London Transport Museum – Hidden London.

Tube: Ulaşımdan fazlası

Londra Metrosu yalnızca şehir içinde ulaşım sağlama aracı değil; Londra’nın büyümesini, dayanıklılığını ve karakterini anlatan, yaşayan bir tarih parçası. İster trene yetişmeye çalışın, ister gizli kalmış bir istasyonu keşfedin ya da roundel logosuna hayranlıkla bakın, Tube şehrin en ikonik simgelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Bu yazının konuları
KültürYeme içmeTarihMüzeler