Kalabalık bir grupla seyahat ettiğinizde, her zaman elinde “liste” olan biri çıkar — herkesin mutlaka denemesi gerektiği söylenen kafe, restoran ve küçük mekânların listesi. Viyana'ya yaptığımız son seyahatte bu liste bizi Radetzkyplatz'daki Café Menta'ya götürdü ve buranın keşfetmeyi sevdiğimiz türden bir yer olduğu ortaya çıktı.

Café Menta, avizeleri, mermer masaları ve yüz yıllık geçmişiyle Viyana'nın görkemli klasik kurumlarından biri değil.

Çok daha rahat bir yer.

Dışarıdan bakınca önünden geçip gitmek kolay. İçeri adım attığınızda ise bitkiler, birbiriyle uyumsuz ama uyumlu görünen mobilyalar, endüstriyel detaylar, geniş pencereler ve mekânı ele geçirmeden dolduran müzikle sıcak ve samimi bir atmosfer hemen kendini hissettiriyor. Hızla sipariş vermeniz ya da kırk dakika sonra masayı boşaltmanız gerekiyormuş gibi bir baskı yok.

Bu bile orada daha uzun kalmak istememize yetti.

Abartısız bir brunch

Menü çeşitli, ama tasarım kaygısıyla gereğinden fazla süslenmiş değil.

Yumurta, ıspanak, feta ve sebzelerden oluşan tanıdık kahvaltı kombinasyonlarının yanı sıra fasulye, bacon ve iyi ekmekle hazırlanan daha doyurucu tuzlu tabaklar da var. Café Menta'nın daha özgün seçeneklerinden biri olan dolgulu Menta ruloları ise kahvaltıyla hafif öğle yemeği arasında bir yerde duruyor.

Sonunda, belirli bir plana pek uymayan türden bir brunch söyledik: Masada birkaç farklı tabak, biraz paylaşım ve ardından kaçınılmaz “Bir şey daha söylesek mi?”

Mini sandviçler, muffinler ve çeşitli sürmeliklerle hazırlanan piknik tarzı seçenek, herkesin her şeyden biraz tadabilmesi sayesinde grup için özellikle iyi bir tercih oldu. Çırpılmış yumurta ile tatlı patatesin muffin kalıbında fırınlandığı porsiyonu da hatırlıyoruz — basit ama brunch'ı akılda kalıcı yapan küçük fikirlerden biri.

Vejetaryen ve vegan seçenekler de iyi

Menünün büyük bir bölümü vejetaryen ya da vegan, ancak Café Menta'nın tüm kimliğini bunun üzerine kurmaya çalıştığı hissine kapılmıyorsunuz.

Bu, menünün doğal bir parçası.

Mekânda Akdeniz etkileri, birkaç hafif Asya dokunuşu ve hatta Pad Thai de var. Bu da Café Menta'yı sıradan bir kahvaltı kafesinden çok daha işlevsel hâle getiriyor.

Herkesin farklı bir şey istediği bir grupla seyahat ediyorsanız bu çeşitlilik özellikle işe yarıyor.

Bir kahve daha içmek için kalın

En çok sevdiğimiz şey belirli bir yemek değildi.

Orada kalmanın ne kadar kolay olduğuydu.

İkinci kahveyle Radetzkyplatz'da gelip geçenleri izlemek arasında bir noktada, kimsenin acele etmediğini fark ettik. Biri kitap okuyor, biri dizüstü bilgisayarında çalışıyor, diğerleri de kahvaltı eşliğinde sohbet ediyordu.

Fiyatlar makul, porsiyonlar dengeli ve atmosfer hiçbir zaman gereğinden fazla kurgulanmış hissettirmiyor.

Tatlılarda da aynı yaklaşım sürüyor. Café Menta, öncelikle fotoğraf için tasarlanmış gösterişli tatlılar yerine çikolatalı ve meyveli çeşitlerin de bulunduğu, tepside hazırlanan sade kekler servis ediyor. Bazı hamur işleri ise Jugend am Werk tarafından yürütülen atölyelerden geliyor; bu da kafeye güzel bir yerel boyut katıyor.

Café Menta'ya gitmeye değer mi?

Viyana'ya sırf Café Menta için gitmenizi söylemeyiz.

Ama şehirdeyseniz ve en bilinen turistik kafelerden uzakta, rahat bir brunch yapmak istiyorsanız kesinlikle.

Özellikle bir sabahı müzelerde dolaşarak, gezi planınızdaki maddeleri tamamlayarak ve bir ünlü adresten diğerine geçerek geçirdiyseniz burası iyi bir seçenek.

Bazen insanın tek istediği rahat bir yer, iyi yemek ve bir kahve daha içmektir.

Café Menta bize tam olarak bunu sundu.

Mindful Vacation önerisi

Café Menta, Viyana'nın 3. bölgesindeki Radetzkyplatz 4 adresinde. O ve 1 numaralı tramvay hatlarıyla ya da U3 hattındaki Landstraße istasyonundan yaklaşık on dakikalık yürüyüşle ulaşabilirsiniz.

Hava güzelse şehir merkezinden veya Stadtpark'tan yürüyerek gitmenizi ve brunch'ı Viyana'da daha yavaş tempolu bir sabahın parçasına dönüştürmenizi öneririz.

Bu yazının konuları
ViyanaŞehir kaçamaklarıKafelerYeme içme