1555 yılında iki Yemenli tüccar kahveyi İstanbul'a getirdiğinde Türkler bu içeceğe anında âşık oldu. Kahve, zamanla imparatorluğun dört bir yanına yayılan bir yaşam biçimine dönüştü; İstanbul'da ise hâlâ tahtın tartışmasız sahibi. Her gün Türk kahvesi içmek İstanbul yaşamının vazgeçilmez bir parçası ve şehrin popüler kafeleri her zaman kalabalık. İster sade ister şekerli için, bu kahvenin yoğun tadını unutmak kolay değil.
İnce çekilmiş kahve çekirdeklerinin uzun bir metal cezvede özel yöntemle hazırlanması, Türk kahvesine kendine özgü güçlü bir tat verir. İlk yudumda etkileyen yoğun aroması bir yana, Türk kahvesi mutluluktan evlilik anlaşmalarının pekiştirilmesine kadar uzanan kültürel bir anlama da sahiptir. İstanbul'da sohbet eşliğinde otantik Türk kahvesinin tadını çıkarabileceğiniz en iyi adresleri sıraladık.
Kakule de Türk kahvesine sıkça eklenen baharatlardan biri. Mutlaka deneyin. Aslında İstanbul'da deneyebileceğiniz daha pek çok kahve çeşidi var. Bazı mekânların yanı sıra süpermarketlerde de fıstık aromalı Türk kahvesi satılıyor. Kulağa nasıl geliyor?
Hazırlanışı kendine özgüdür: İnce çekilmiş kahve çekirdekleri, cezve adı verilen küçük bir kapta kısık ateşte yavaşça pişirilir; böylece üzerinde yoğun köpük bulunan, güçlü ve filtresiz bir kahve elde edilir. Türk kahvesi tadının ötesinde sembolik bir değer taşır; UNESCO da 2013 yılında onu İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası olarak kabul etmiştir. Yüzyıllar boyunca sosyal ritüellerle de ilişkilendirilen Türk kahvesi, eski Anadolu evlilik geleneklerinde gelin adaylarının taliplerine kahve ikram etmesiyle önemli bir yer tutardı. Gelinler bazen talibin sabrını ve karakterini sınamak için kahveye tuz da eklerdi. Bugün Türk kahvesi içmek hâlâ misafirperverliğin, sohbetin ve bağ kurmanın zamansız bir ifadesi kabul ediliyor.
İstanbul'da Türk kahvesi içebileceğiniz mekânlar
İstanbul'da kötü kahve bulmak zor olsa da, geleneğin gerçekten iyi bir fincanını tadabileceğiniz birkaç adresten söz etmeliyiz. Kadıköy'deyseniz çarşıya doğru yürüyüp Fazıl Bey'in Türk Kahvesi'ne (haritada aç) uğrayın. 1923'ten bu yana İstanbulluların günlük kafein ihtiyacını karşılayan bu popüler dükkân, şehrin en eskilerinden biri ve birkaç şubesi bulunuyor. Samimi, iki katlı mekânda markanın özel kahvesini çekip kavuran parlak antika kahve makineleri sergileniyor.
Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı'nın yanından geçerken ara sokaklardan birinden gelen taze kahve kokusunu alacaksınız. Bu koku büyük ihtimalle bir sonraki durağımızdan, Kurukahveci Mehmet Efendi'den (haritada aç) geliyor. Mehmet Efendi, 1871 yılında babasından devraldığı dükkânda kavrulmuş kahve çekirdekleri satmaya burada başladı; bu miras bugün de devam ediyor. O sihirli fincan kahvenin ardından kendinizi Kapalıçarşı'da dolaşırken bulur ve yolunuz Sultanahmet'e düşerse Şark Kahvesi'nde (haritada aç) mola verin. Bir zamanlar çarşı esnafının uğrak yeri olan mekân, bugün alışveriş molası veren turistlerin gözde duraklarından.
Beyoğlu'nda dar bir ara sokakta bulunan Mandabatmaz (haritada aç), 1967'den bu yana İstanbul'da otantik Türk kahvesi içmek isteyenlerin uğrak noktası olma ününü koruyor. Beyoğlu'nu gezmeyi bitirdiğinizde taksiyle, Boğaz'ın eşsiz manzaralarını sunan İstanbul'un en güzel semtlerinden Bebek'e geçin. Sahile yakın konumlanan, sevimli bir kahvehane olan ünlü Bebek Kahve'ye (haritada aç) yürüyün. Ahşap sandalyeleri ve sade dekorasyonuyla rahat bir atmosfere sahip olan bu kahvehanede fiyatlar biraz yüksek.
En güzel manzaraya sahip adreslerden biri Pierre Loti (haritada aç). İstanbul aşığı olan ve bir zamanlar Eyüp'te yaşayan 18. yüzyıl Fransız şair ve yazar Pierre Loti'nin adını taşıyan bu kahvehane, Sarayburnu ve Haliç'i gören bir tepenin üzerinde yer alıyor. Buraya ulaşmak için teleferiğe binmeniz gerekiyor; yukarıdan manzaranın tadını çıkarmanın en güzel yollarından biri de bu.






