Malta, her sokağının, kayasının ve koyunun yüzyıllar öncesinden hikâyeler anlattığı gerçek bir tarih mozaiği. Çoğu turist Valletta ya da Mdina’ya koşarken, yerel halk geçmişle bugün arasındaki büyüleyici bağı gösteren başka bir yeri biliyor: Sliema’nın halk arasında Sliema Roma Hamamları olarak da bilinen Viktorya dönemi hamamları.

Sliema kıyısında kayalara oyulmuş bu havuzlar, geçmiş günleri hatırlatan romantik kalıntılardan ibaret değil; bugün de kentin yaşayan bir parçası. Doğal yüzme havuzu olarak kullanılan ve herkese açık olan bu alanlar, Malta’nın en sıra dışı denize girme noktalarından biri olabilir.

Sliema Hamamları nasıl ortaya çıktı?

Sıklıkla Sliema Roma Hamamları olarak anılsalar da tarihçiler ve yerel kaynaklar bugün bu adın tarihsel bir gerçeklikten çok romantik bir yakıştırma olduğuna inanıyor. Yerel miras üzerine yapılan araştırmalara göre kayalara oyulmuş bu havuzlar, büyük olasılıkla İngilizlerin Malta’daki Viktorya dönemi yönetimi sırasında, 19. yüzyılın sonlarına tarihleniyor.

Viktorya döneminin ortalarında deniz ve kıyı, sağlıkla ve dinlenmeyle özdeşleşmeye başladı. Malta’da tatil yapan İngiliz beyefendileri, deniz kenarındaki kaya havuzlarında yüzmeyi “keyifli bir terapi” olarak görmeye başladı. Sliema’daki havuzlar çoğu zaman özel olarak bakımı yapılan “hamamlar” ya da kare planlı, sığ sulu ve kolay erişim için basamakları bulunan çukurlar olarak tanımlanıyordu; bunların tümü Viktorya dönemi yapılarının tipik özellikleriydi.

İlginç bir ayrıntı da havuzların bir zamanlar mahremiyet ve gölge sağlayan tentelerle ahşap direklere sahip olması. Bu da bunların Roma döneminden kalma kalıntılardan ziyade düzenli olarak kullanılan yüzme yapıları olduğunu düşündürüyor.

Yani Sliema’daki “Roma Hamamları”na daldığınızda, aslında kendinizi Britanya sömürge yaşam tarzının bir katmanına, 19. yüzyılda denize girmenin hem modaya uygun hem de keyif verici olduğu fikrine bırakıyorsunuz. Bu, alanı daha az güzel yapmıyor; yalnızca anlattığımız hikâyeyi değiştiriyor.

Sliema’nın kalbinde ücretsiz bir durak

Viktorya dönemi hamamları olarak da bilinen Sliema Hamamları tamamen ücretsiz ve popüler sahil yürüyüş yolunun hemen yanında bulunuyor. Günümüzde dinlenmek, güneşlenmek ve yüzmek için kullanılan bu alanlara yerel halk sık sık “Roma jakuzileri” diyor. Deniz, havuzları sürekli temiz suyla yenilerken yüksek kaya duvarları da doğal bir korunak oluşturuyor.

Akdeniz dalgalarının sertleşebildiği yaz aylarında bu havuzlar güvenli bir sığınağa dönüşüyor. Su sığ ve sakin; bu nedenle çocuklu aileler ya da dalgalarla mücadele etmeden denizin tadını çıkarmak isteyenler için ideal.

En büyüleyici anlardan biri, güneşin ufkun arkasında yavaşça kaybolduğu ve denizle kayaların altın rengine büründüğü gün batımı. Ayaklarınız suda, bu taş havuzların kenarında oturmak tarihi en samimi haliyle deneyimlemek demek: Geçmişin kalıntılarını yalnızca izlemekle kalmıyor, ona gerçekten dahil oluyorsunuz.

Hamamlara nasıl gidilir?

Malta’nın en çok ziyaret edilen noktalarından biri olan Sliema, başkent Valletta’ya otobüsle yalnızca yaklaşık 20 dakika uzaklıkta. Sahil yürüyüş yolu sizi doğrudan hamamlara götürüyor. Bu alanları özel kılan da tam olarak kentsel gündelik yaşamla tarihî mirasın iç içe geçmesi. Kesin konumu haritada [burada] bulabilirsiniz.

Malta’ya nasıl gidileceğini merak ediyorsanız, bunun da oldukça kolay olduğunu söyleyelim. Avrupa’nın dört bir yanından Malta’ya yıl boyunca uygun fiyatlı uçuşlar düzenleniyor. Akdeniz’in ortasına ulaşmanız ve ayaklarınızı tarihin şekillendirdiği havuzlara sokmanız yalnızca birkaç saat sürüyor.

Sliema Hamamları, tarihin her zaman müzelerde cam vitrinlerin arkasında saklı olmadığını hatırlatıyor. Malta’da tarih yaşamaya devam ediyor: Taş kenarların üzerinden akan suda, kayaların arasında yankılanan çocuk kahkahalarında ve yerel halkın rahat sohbetlerinde.

Bu yazının konuları
TarihPlajlarKültürYeme içme