Mallorca, güneşin, kumsalların ve adanın sakin ritminin peşindeki Avrupalı gezginlerin radarında uzun zamandır yer alıyor. Zagreb’den başlayan yeni direkt uçuşlar sayesinde bu Akdeniz cevheri artık her zamankinden daha yakın ve daha hesaplı. Pek çok ziyaretçinin ilk durağı, Mallorca’nın hareketli başkenti Palma oluyor. Palmiye ağaçlarıyla çevrili bulvarları, tarihî dokusu ve canlı atmosferiyle Palma, sıradan bir turizm merkezinden çok daha fazlası. Adanın tam kalbinde ise en etkileyici simge yapılarından biri yükseliyor: Le Seu Katedrali.

Beklentilerin ötesinde bir Palma

Palma, ziyaretçilerini şehir hareketliliğiyle Akdeniz’in rahatlığını dengeli biçimde bir araya getirerek karşılıyor. Restoran, bar, galeri ve mağazalarıyla yeterince büyük; buna karşın yürüyerek keşfedilebilecek kadar kompakt bir şehir. Hemen fark edeceğiniz yapı ise, daha çok Le Seu adıyla bilinen görkemli Palma Santa Maria Katedrali. Katedral, sanki denizden yükseliyormuş gibi sahil boyunca etkileyici biçimde uzanıyor. Abartısız söylemek gerekirse Avrupa’nın en çarpıcı katedrallerinden biri.

Nefes kesen bir Gotik harikası

Le Seu’nun inşası, Aragon Kralı I. James’in adayı Maurlardan geri almasının ardından 13. yüzyılda başladı. Denizin hemen yanında, limana hâkim bir konumda yükselen katedral, ölçeği ve tasarımıyla daha ilk bakışta etkiliyor.

İçeride yükselen Gotik kemerler, renkli vitraylar ve sessiz, neredeyse mistik atmosfer zamansız bir mekân hissi yaratıyor. Büyüklüğü ve uyumu karşısında hayranlık duymak için dindar olmanız gerekmiyor.

Öne çıkan ayrıntılar arasında Antoni Gaudí’nin sunağın üzerindeki çarpıcı gölgeliği ve Mallorcalı sanatçı Miquel Barceló’nun tasarladığı çağdaş şapel bulunuyor. Şapelde ekmek ve balıkların çoğaltılması mucizesi cesur, modern bir üslupla tasvir edilmiş. Bu unsurlar bir araya gelerek geleneğin ve yeniliğin ne kadar güzel biçimde yan yana var olabileceğini gösteriyor.

Le Seu’nun en dikkat çekici özelliklerinden biri, 13 metre çapındaki ve 1.200’den fazla renkli cam parçasından oluşan “Gotik Göz” adlı dairesel vitray pencere. Yılda iki kez, 2 Şubat ve 11 Kasım’da sabah güneşi benzersiz bir ışık olayı yaratıyor: Kusursuz bir ışık çemberi karşı duvardaki diğer gül pencereyle aynı hizaya gelerek sekiz rakamını andıran bir şekil oluşturuyor. Bu ender manzara, dünyanın dört bir yanından fotoğrafçıları ve mimari meraklılarını çekiyor.

Kutsal Sanat Müzesi

Le Seu’ya giriş ücreti 10 € ve bitişikteki Kutsal Sanat Müzesi girişini de kapsıyor. Katedralden daha küçük ve daha az görkemli olan müzede kutsal emanetler, barok heykeller, özenle işlenmiş ayin giysileri ve değerli kuyumculuk eserlerinden oluşan bir koleksiyon sergileniyor. Palma’nın dinî mirasına bağlam katan, sakin ve atmosferik bir durak. Yine de çoğu ziyaretçi için asıl başrol katedralin kendisi.

Palma’daki Le Seu Katedrali neden ziyaret edilmeli?

Palma bizim için hoş bir sürprizdi; Le Seu ise ayrıldıktan çok sonra bile akılda kalan o unutulmaz “vay be” anını yaşattı. İster tarihe ve mimariye ilgi duyun ister Akdeniz güneşinin peşinde olun, Palma ve katedrali kültür, güzellik ve ruhu bir araya getiren, eşine az rastlanır bir deneyim sunuyor.

Bu yazının konuları
KültürMüzelerMimariTarih