Şehre vardığınızda buranın sıradan bir yer olmadığını hemen anlarsınız. İstanbul’un her köşesinde karşınıza çıkan büyüleyici yerlerin hikâyesini anlatırcasına, yüzlerce minare kültürünün yüzünü gururla yükselir ve korur. Bunlar şehre hâkim camilerin mühürleri gibidir; İstanbul’da ziyaret edebileceğiniz tam 3.113 cami bulunması da bunun en açık göstergesidir.
Camiler ve İslam hakkında günlerce yazabiliriz; ancak şehri ziyaret ettiğinizde mutlaka görmeniz gereken İstanbul’un en güzel camilerini sizin için seçtik. Kimi büyük, kimi küçük; her birinin kendine özgü özellikleri var. Her biri güzelliğiyle sizi memnun edecek ve hayran bırakacak; bazıları ise sizi Bizans İmparatorluğu’nun altın çağına götürecek.
Anıtsal Ayasofya
İstanbul’un en ünlü camilerinden biri hiç kuşkusuz görkemli Ayasofya’dır. Bu caminin özelliği, aslında kilise olarak inşa edilmiş olmasıdır. Daha sonra camiye, ardından müzeye dönüştürülmüş ve 2020’de yeniden cami olmuştur. Takibi zor, değil mi? Yunancada Sophia adı “bilgelik” anlamına gelir. Kubbesinin çapı 31 metredir; bu ölçü, ünlü Roma Pantheon’unun kubbe çapından yalnızca biraz daha küçüktür. İlginçtir ki listemizde, Küçük Ayasofya olarak bilinen benzer bir cami daha var. Bu yapı, “büyük adaşı”ndan hemen önce, yapımcıların Ayasofya tamamlandığında nasıl görüneceğini görebilmesi için inşa edilmiştir.

Sultanahmet Camii (Mavi Camii)
Ayasofya’dan yalnızca birkaç yüz metre uzaklıkta, 1616’da inşa edilen Sultanahmet Camii bulunur. İç mekâna hâkim el yapımı mavi çiniler nedeniyle “Mavi Camii” lakabını alan bu yapı, dünyanın en güzel camilerinden biridir. Burayı ziyaret etmek isterseniz uygun giyinmeniz gerektiğini unutmayın; şort ve tişörtle içeri girmenize izin verilmez. Camide tam 260 vitray pencere ve 6 minare bulunur. Ziyaretçileri arasında Papa XVI. Benedictus (2006) ve halefi Papa Franciscus (2014) da yer almıştır.
Süleymaniye Camii
Yukarıda sözünü ettiğimiz camilerin tamamı İstanbul’un merkezinde yer alır. Bu yapılara, şehre güzel bir manzara sunan Süleymaniye Camii de eklenir. Ayasofya örnek alınarak 1550’de inşa edilen cami, etkileyici tasarımıyla yapıldığı dönemde İslam dünyası için tamamen yeni bir soluk olmuştur. Onu dönemin diğer camilerinden ayıran özelliklerden biri, caminin yanında banisinin türbesi, medrese, hastane, mutfak ve hamamın da bulunmasıdır.

Yeni Camii
Sözü edilen camilerin hepsi büyük olsa da mutlaka dikkatinizi hak eden daha küçük camiler de var. Bunlardan biri, Eminönü’nde Galata Köprüsü’nün yanında bulunan Yeni Camii’dir. Caminin özel kılan unsurlardan biri konumudur; bu konumu sayesinde İstanbul’un sayısız kartpostalına konu olur. Cami ziyaretinizi şehrin en hareketli çarşılarından biri olan Mısır Çarşısı gezisiyle birleştirebilirsiniz. “Egyptian Bazaar” olarak da bilinen bu çarşıda baharat, gıda ve tekstil ürünleri satan çok sayıda dükkân bulunur.
Çamlıca Camii – Modern Bir Başyapıt
2019’da ibadete açılan Çamlıca Camii, Türkiye’nin en büyük camisidir ve modern Osmanlı esintili mimarinin çarpıcı bir örneğidir. İstanbul’un Çamlıca Tepesi’ne konumlanan cami, 60.000’den fazla kişiyi ağırlayabilir; Boğaz ve şehir manzarasını panoramik biçimde sunar. Yalnızca bir ibadet yeri olmayan yapı, müze, sanat galerisi, kütüphane ve konferans salonuna da ev sahipliği yapar. Bu yönüyle dinî bir yapı olmanın yanı sıra kültür kompleksi niteliğindedir. Zarif tasarımı, geleneği modernlikle buluşturur ve İstanbul’un geçmişle gelecek arasında köprü kuran rolünü simgeler.

Ek 1: Fatih’te Mihrimah Sultan Camii
Edirnekapı semtinin yakınında bulunan bu cami, efsanevi Osmanlı mimarı Mimar Sinan tarafından Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan için inşa edilmiştir. Rivayete göre Sinan, Mihrimah Sultan’a derinden âşıktı ve bazılarına göre bu duyguları caminin tasarımını etkiledi. İstanbul’un en yüksek tepelerinden birinde yer alan cami, şehir silüetinin çarpıcı manzaralarını sunar.
Ek 2: Üsküdar’da Mihrimah Sultan Camii
Boğaz’ın karşı kıyısında, Üsküdar sahilinde Mihrimah Sultan’a adanmış bir başka cami yükselir. O da Mimar Sinan’ın eseridir; Fatih’teki adaşına kıyasla tasarımı daha aydınlık, ferah ve samimidir. Bu iki cami çoğu zaman romantik bir efsaneyle birlikte anılır: Ekinoks dönemlerinde güneş Edirnekapı Camii’nin arkasında batarken ay Üsküdar Camii’nin üzerinde yükselir. Bu manzaranın, Mihrimah adının anlamı olan “güneş ve ay”ı simgelediği söylenir.






