İstanbul’da denize girmek istiyorsanız bir engelle karşılaşırsınız. İnanın ya da inanmayın, yaz aylarında İstanbul’da en kolay kendi terinizle yıkanırsınız; bunun da sizin yararınıza olduğunu düşünmüyoruz. Biz de suya girmek için sabırsızlanarak en yakın plajı aramaya koyulduk ve kendimizi, Prens Adaları olarak bilinen adalardan birinde, daha doğrusu en büyüğü olan Büyükada’da bulduk. Adanın en güzel plajlarından bazıları da burada.

Büyükada, dokuz Prens Adası’nın en büyüğü. Yalnızca 5 kilometrekarelik yüzölçümüyle eğlenceli ve hareketli bir tatil arayan herkes için iyi bir rota. Adanın kendisinde otomobil yok; görebileceğiniz tek araçlar polis araçları. Bu nedenle adanın merkezinden, yani Adalar’dan uzaklaşmak istiyorsanız bisiklet kiralamak iyi bir fikir.

Adaya ulaşım

Prens Adaları, İstanbul’dan yalnızca 90 dakikalık vapur yolculuğu uzaklığında ve bilet için birkaç Türk lirası yeterli. Vapur, Sirkeci bölgesinden, Eminönü yönündeki limandan Büyükada’ya (son adadaki son durak) doğru hareket ediyor; güzergâh üzerinde şehrin Asya yakasındaki Kadıköy’den geçiyor. Yolculuğun kendisi de oldukça ilgi çekici: tüm rota boyunca gökyüzünde martılar, denizde ise denizanaları size eşlik ediyor. Vapur seferleri her saat yapılıyor. Dönüşte son vapuru beklememenizi, en azından sondan bir önceki seferi tercih etmenizi öneririz; çünkü tüm yolcuların vapura binememesi ve geceyi adada geçirmek zorunda kalmanız mümkün. Adadaki limandan İstanbul’a son vapur 22.15’te, Eminönü’nden adalara ilk vapur ise 05.50’de kalkıyor.

Adada neler görülür?

Adanın kendisi, keyifli vakit geçirmek için pek çok seçenek sunuyor. Hepsini görmek istiyorsanız bisiklete binmeniz gerekmesi de ada ziyaretinize yalnızca bir deneyim daha katıyor.

Burada, Bizans İmparatoru II. Justin döneminde inşa edilen bir manastırın da yer aldığı benzersiz bir turistik yapı görebilirsiniz. Burası bir zamanlar Bizans imparatoriçeleri Irena, Euphrosyni, Theophani, Zoe ve Anna Dalassen’in sürgün yeriymiş. Prenses Fahrelnissa Zeid de 1901’de bu adada doğmuş; daha sonra büyük boyutlu soyut resimleriyle tanınan ünlü bir ressam olarak adını duyurmuş.

Adanın çevresinde bisiklet sürerken, gerçekten hayranlık uyandıran güzel evleri ve villaları kısa sürede fark edeceksiniz. Buradaki evlerin çoğu Osmanlı tarzında inşa edilmiş. Güzellikleriyle öne çıkan yapılar arasında Con Paşa, Yelkencizade, Fabiato ve Mizzi köşkleri bulunuyor.

Sivil mimarinin yanı sıra burada, İstanbul’un kalabalık camilerinden sonra gerçek bir soluklanma sunan çok sayıda kilise ve ziyarete açık iki manastır da görebilirsiniz.

Adaya vardığınızda önce bir ada haritası bulmanızı, çok sayıdaki restoran ve kafeden birinde kahvenizi içerken gezi planınızı yapmanızı öneririz. Bisikletleri her köşe başında günlük yalnızca 5 avroya kiralayabilirsiniz. Bisiklet kiralamanızı kesinlikle tavsiye ediyoruz; çünkü özellikle plajların bulunduğu adanın diğer tarafına doğru dolaşmaya başladığınızda zaman burada hızla geçiyor. Bisikletle birlikte kilit verilmezse endişelenmeyin; burada bisikleti kilitlemenize gerek yok.

Bu yazının konuları
KültürPlajlarKafelerİstanbul