Asya yakasına nasıl gidilir?
Bize göre en ilginç seçenek, bizim de her gün kullandığımız vapur. Sultanahmet’ten vapurun kalktığı Eminönü terminaline tramvayla gidebilir, ardından yarım saatte bir kalkan vapura binebilirsiniz. Yolculuk için birkaç Türk lirası ödersiniz; bu da yarım avrodan biraz daha azdır. Vapur yolculuğu yaklaşık 25 dakika sürer. Hesaplı, değil mi? Beşiktaş iskelesinden de vapura binebilirsiniz.
Asya yakasına vardığınızda iki seçeneğiniz var: Kadıköy’ün merkezine yürümek ya da taksiye binmek. Kadıköy oldukça büyük bir semt; bu nedenle buraya en az iki gün ayırmanızı öneririz. Hatta burada bir otel tutmayı düşünebilirsiniz. Akşamları her köşe başında bar ve pub bulabilirsiniz; Avrupa yakasında bu tür mekânlara aynı kolaylıkla rastlamak mümkün değil.
Kadıköy’e ulaşmanın bir diğer yolu da Sirkeci’den Marmaray’a binmek. Buradan Kadıköy sahiline yalnızca iki durak var. Kadıköy’ün en popüler caddesi Bağdat Caddesi’ni ziyaret etmek istiyorsanız Bostancı Marmaray istasyonunda inin.
Kadıköy’de ne yapılır?
Yerel halk arasında Kadıköy’ün ya sevildiği ya da sevilmediği söylenir. Burada yaşayanların çoğu, kendileri için hayatın zaten çok güzel olduğu gerekçesiyle Avrupa yakasına taşınmaya ihtiyaç duymadığını anlatır. Nedenini birlikte görelim.
Kesinlikle yapmanız gereken ilk şey, Moda Çay Bahçesi’nde çay içmek. Çayınızı yudumlarken muhteşem manzaranın da tadını çıkarabilirsiniz. Deniz manzarası eşliğinde çayınızı için. Yerel halk, buraya akşam saatlerinde gelip gün batımını izlemenizi öneriyor.
Dinlendikten sonra ünlü pazarı, yani Kadıköy Çarşısı’nı ziyaret edin. Arka sokaklarda yürüyerek semtin kendine özgü atmosferini deneyimleyin. Burada aç kalmanız da mümkün değil. Meşhur balık ekmeklerini mutlaka deneyin.
Semtte çok sayıda hipster dükkânı, mini market, antikacı ve hediyelik eşya mağazası da var. Tatlı seviyorsanız 1961’de açılan Baylan Pastanesi’ne uğrayın. Vitrinin ve iç mekânın özgün düzeni sayesinde burada Instagram için bolca fotoğraf çekebilirsiniz.
Burada çok sayıda duvar resmi ve grafiti de göreceksiniz. Sokaklarda kaybolun ve İstanbul’un Avrupa yakasında karşılaşacağınız geleneksel atmosferden farklı, sizi başka bir dünyaya götürüyor gibi görünen manzaraların tadını çıkarın. Sanatı seviyorsanız, “arthere” adlı hibrit kafe, sanat galerisi ve etkinlik alanını ziyaret edin.
Listenize 1927’de inşa edilen ve uzun yıllar sinema olarak kullanılan Süreyya Opera Binası’nı da ekleyin. Bina, 2007’den bu yana düzenli olarak gösterilere, bale performanslarına ve opera konserlerine ev sahipliği yapıyor.
Daha fazlasını görmek isterseniz büyük boğa heykeline yürüyün. Fransa’nın savaşta Almanya’ya karşı kazandığı zaferi simgeleyen heykel 1860’ta yapılmış ve Fransız bir sanatçı tarafından tasarlanmıştır. Almanya’nın Fransa karşısındaki zaferinin ardından 1870’te Almanya’ya götürülen boğa, 1917’de hediye olarak geri dönmüştür. Paris’ten İstanbul’a 150 yıllık bir süreçte ulaşan heykel, 1990’da bugünkü yerine yerleştirilmiştir. Yukarı çıkıp fotoğraf çekin.
Yeşil alanları seviyorsanız, Kadıköy’ün sakin ve yeşil bölgelerinden Moda’ya mutlaka gidin.
Fotoğraf listenize Bahariye Caddesi boyunca ilerleyen nostaljik tramvayı da ekleyin. Alışverişi seviyorsanız bulunmak isteyeceğiniz cadde burası. Mağazalardan eli boş çıkmayacağınız kesin. Günü “Barlar Sokak” üzerindeki kafelerden birinde partiye katılarak sonlandırın.





